Permakültür/Alternatif Bir Kalıcı Kültür

Permakültür geleneksel pirinç tarımı
Permakültür geleneksel yöntemlerle modern teknolojiyi verimli şekilde birleştirir.

Permakültür ekolojik olarak sağlam bir varoluş alanı yaratırken, ihtiyaçlarınızı kapitalist sistemin dışına çıkarmanın alternatif bir yolunu sunar.

Permakültür nedir?

Permakültür doğal peyzaj ile insanların bilinçli şekilde gıda, enerji, barınak ve diğer maddi ve maddi olmayan ihtiyaçlarını sürdürülebilir bir şekilde sağlamasını tasarlayan bir sistemdir. Aynı zamanda doğal ekosistemlerde bulunan çeşitlilik, stabilite ve esnekliğe sahip tarımsal olarak üretilebilir ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve geliştirilmesidir.

Permakültürün kökenleri

Permanent kültür ilk olarak 1970’lerde Bill Mollison ve David Holmgren tarafından geliştirilmiştir. “Kalıcı Kültür” veya “Daimi Tarım” ifadesinin 1978’de birleşimi olan permanent kültür terimini birlikte yarattılar. Mollison ve Holmgren insanların kalıcı tarım sistemleri oluşturmasına yardımcı olabilecek kavramlar geliştirdiler.

Kalıcı Kültür o zamandan beri, birçok farklı ülkede çok sayıda insan tarafından sürekli olarak geliştirilen ve şu anda çok sayıda farklı yaklaşıma sahip dünya çapında bir fenomendir.

Permanent kültür etiği

Permakültürü destekleyen etik anlayışının üç temel yaklaşımı şunlardır:

  • Yeryüzünü korumak
  • Toplumu korumak
  • Adil paylaşım

Bu etik özellikle gezegenin ve sakinlerinin kaynakları dengeli bir şekilde kullanarak bir refah durumu elde ettiği ve geliştirdiği sistemler oluşturabileceğimizi savunur.

Özellikle kaynaklar, doğal ekosistemlerimizin tükenmesi ve imhasıyla sonuçlanan kişisel kazanç ve bireysel karlar adına kolayca imha edilmemelidir.

Permakültür Neden Kullanışlıdır?

Kalıcı bir kültürün geliştirilmesinde kilit bir soru, permakültürün gelişimi ve çoğalması için neden temel üretim biçimi olması gerektiğidir.

Bunun cevabı basittir; modern tarımsal yöntemler ve doğal dünyadan kaynak elde etme yöntemleri uzun vadede çok yıkıcıdır ve tamamen sürdürülemez. Toprağı öldürürler, toprağı yaşam alanı yapan flora ve faunaya karşı zararlıdırlar.

Permakültürün yolu hala bir şeyler yapmamızı sağlar. Kapitalizmin bir parçası olan tüm karlılık, sömürü ve ekolojik bozulma ve kaynakların kötüye kullanılması olmadan bize temel ihtiyaçlarımızı sağlar.

Sadece permakültür ve araçları, yerel ekosistemlerin verimliliğini artırırken sürdürülebilir tarım sistemleri oluşturmamıza yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda ekolojik mimari ve bina tasarımı açısından evlerimizi nasıl inşa edebileceğimizi de geliştirebilecek kapasitededir. Kalıcı kültür ilkeleri üzerinde çalışan eko-inşa evlerinin örnekleri yeryüzünün çeşitli ülkelerinde mevcuttur. İstanbul’da da perma-kamplar yeni yaşam alanları oluşturmaya başlamıştır.

Permakültür Bağımsızlık yaratır

 eylem biçimleri serbest yürüyüş
Permakültür doğayla uyumlu bir alternatiftir.

Hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğunuz temel kaynaklar üzerinde kontrol sahibi olmadığınız zaman, bu ihtiyaçları karşılamak için başkalarına etkili bir şekilde bağımlısınızdır.

Genellikle bu “diğerleri”, insan ihtiyaçları ve insanlar için şefkatli olmayan, para ve kar tarafından yönlendirilen büyük şirketlerdir. Bu da gıda maliyetlerini artıracak krizlere yol açan spekülatif ticaret işlemlerinde açıkça görülür. İnsanların ekmeği ile oynamaya başlanır. İronik olarak dünyanın geri kalanı büyük tarımsal üretim alanlarında çalışır, ancak üreten insanların yiyeceklerini satın almaya çoğu zaman gücü yetmez.

Permakültür ekolojik olarak sağlam bir varoluş alanı yaratırken, ihtiyaçlarımızı kapitalist sistemin dışına çıkarmanın alternatif bir yolunu sunar. Permakültür ihtiyaçları şekillendirmez, onları tamamlar. Operasyonları üzerinde kontrolümüz olmayan kuruluşlara bağımlılığımızı azaltır ya da tümden yok eder.

Permakültür ilkeleri sadece gıda ile ilgili değildir; yaşamın birçok yönüne de uygulanabilir.

Permanent kültür eylemi

 Permakültürün bizi çevreleyen mevcut sisteme sürdürülebilir bir alternatif olmasının birçok örneği vardır.

Permakültürün neden kapitalist modelin yerine geçmesi gerektiğini gösteren özel bir proje Avustralya permakültür öncüsü Geoff Lawtan’ın rehberliğinde Ürdün’de gerçekleşen Çölün Yeşillendirilmesi projesidir. Bu proje son derece kurak bir çöl alanını geri kazanmış ve onu verimli topraklara dönüştürmüştür. Bu topraklar şimdi yerel topluluk üyelerine daha önce bırakılan bir alandaki yeni ve sürdürülebilir bir kaynak tedariki sağlamaktadır. Çölün Yeşilendirilmesi projesi, permakültürün hem şu anda hem de gelecekte kullanılabilirlik açısından en elverişsiz doğal ortamlarda sonuçlar elde edilebileceğini göstermektedir.

Yeşil seyahat organizasyonları ve Alternatif Gezi yaklaşımı da permakültürü gönüllüler aracılığı ile yaymaya yarar.

Alternatif Gezi-Seyahat için 10 öneri

Yeşil Gezi ve Organik Tarım gönüllüsü olmak için bilgi almak isterseniz:
World Wide Opportunities on Organic Farms

Kalıcı kültüre doğru

Tüketici kapitalizmin özünde yer alan sürekli çürüyen geçici kültür, gezegenin ve insanların önüne geçen birkaç bireyin karını hedefliyor. Bu yoz kültür ekolojiye olan aşırı olumsuz etkileri dikkate almıyor ve bunlarla ilgilenmiyor, bile. Gezegenin ve sakinlerinin sağlığı ve geleceği umurlarında değil. Gelecek kapitalist ve neo-liberal olamaz. Bankalar ve küresel finansörlerle toplulukların geleceği rehin alınırken, bizi borçlarımızla kendilerine sımsıkı zincirliyorlar. Tüketici bireyler de gezegenin tahrip edilmesine ortak oluyor. Borçlarımız gezegenin kullanılabilir kaynaklarının çoktan üç katına ulaştı.

Kapitalizm ve bireysel insan açgözlülüğünün yarattığı bu çok ciddi krizden uzaklaşmak için, şimdi zincirlerimizi koparmamız gerekiyor. Hem yeni fikirlere hem de uygulamalara ihtiyacımız var.

Yerel yiyecek üreticileri ve kolektif üretim alanları süpermarketleri yenmek zorunda. Salt tüketici olmaktan çıkıp üretime katkı da yapabilmeliyiz. Kalıcı bir kültürü meydana getirmek için ele alınması gereken çok fazla konu var, ancak bu konular aslında çoktan belli ve çözüm için kolektif bir akıl ve çaba ortaya konmalı.

Kalıcı Kültür sistemlerinde belli bir sistemin verimliliği ve sürdürülebilirliği korunmakla kalmaz, aynı zamanda gelişim de sağlanır. Toprağın her yıl verimliliğini yitirdiği ve yağ bazlı gübrelerle yok edildiği endüstriyel tarımın tam tersi bir yaklaşım benimsenir.

Permakültür doğal ekosistemlerini çoğaltır, bu, çalışma zamanlarını azaltır, fosil yakıtlara ihtiyaç duymadan gıda üretimi sağlandığından daha az enerji ihtiyacı oluşur.

Permakültür uygulamaları hızlı ve tahrip edici çözümler değildir. Tasarım ilkeleri, sürdürülebilir ve esnek bir Kalıcı Kültür geliştirmenin bir aracı olarak yavaş ve kademeli entegrasyon konusunda ısrarlıdır. Daha yeni bir yaşam biçimine yumuşak bir geçiş için modellemeler yapılır. 

Permakültür etiği ve ilkeleri ışığında kalıplaşmış sömürünün geçmişte kaldığı bir gelecek mümkün gözüküyor. Toprağın ve insanın yeniden barışmasıyla toplumları birbirine düşürerek rant fırsatları kollayan kapitalizmin vahşetinin aksine, kelimenin tam anlamıyla evrimsel düşünme yolları bulunabilir.

Yorum Yazınız