Prozac Toplumu-Neo Liberal Çıkmaz

Prozac Toplumu film
Prozac Toplumu

Neo Liberal Çıkmaz yazı serisi

  1. Oyun Kuramı ve Kişisel Çıkar
  2. Hangi Özgürlük?
  3. Demir Leydi ve Yeni Sağ
  4. Sistem Analizi-Rakamların Egemenliği
  5. Demokrasi Projesi-Liberal Ekonomi Virüsü
  6. Prozac Toplumu

1980’ler boyunca Anglo-Sakson dünyasında Yeni Sağ egemen oldu. Sosyal Devlet ilkesinden vazgeçmeyi savunan bu akım, komünizmle savaşı kazanmak için her yola başvuruyor, vahşi kapitalizmin kalkınmanın tek modeli olduğunu öne sürüyordu. Bireysel çıkarları peşinde koşan kariyer odaklı bireyler çevrelerindeki herkesten şüphe duyarak sistem içinde var olma oyununu kazanabilirlerdi. Dayanışmanın yerini rekabet alıyordu. Yaratıcılık rakibi alt etmenin diğer adıydı. Prozac toplumu yoğun rekabete dayalıydı.

Berlin Duvarı yıkıldığında daralan piyasaya yeni bir pencere, soluk alma fırsatı doğmuştu. Zengin doğal kaynaklar, bu Yeni Dünya Düzeninin hizmetine sunulmaya  hazırdı. Enerji kaynaklarının düzenlenmesi için yeni bir program oluşturuldu, Ortadoğu’ya şekil vermenin planları yapıldı. Fakat finansal ve askeri operasyonlar ekonomileri zorluyordu.

90’ların ortalarında Clinton, ekonomik reform sözüyle ABD liderliğine soyundu, bankerler onun yapmak istediği yeniliklerin serbest piyasanın önünü tıkayacağını öne sürdüler ve Başkan’ı ikna ettiler. Amerikan toplumu yalnızlaşmaya ve kendi bacağından asılmaya devam edecekti.

Kendi dar dünyasına sıkışan bireyler giderek daha da yalnızlaşıyor, duygusal ilişkilerinde bile çıkarlarını gözetmeye başlıyorlardı. Testlerle ruhsal durumlarını izlemeye başlamışlar, beden dillerini etkin kılarak geçici ilgi toplama yöntemlerine odaklanmışlar, sonuç alınan aşk ilişkilerine yönlenmişlerdi. Rekabetçi iş ortamı stres ve huzursuzluk durumlarının artmasına neden oluyordu. 70’lerin modası uyuşturucu başka bir biçimde geri döndü. Zorluk yaşayan insanlar reçeteli ‘rahatlatıcılara’ rağbet ettiler. Prozac Toplumu doğmaya başlamıştı. Belli bir süre etkisi süren bu ilaçlar uçlarda yaşayan bağımlılar yaratıyordu. Zaten popüler kültür de radikal olmayı, sıra dışı davranışlar sergilemeyi özgürlüğün yeni biçimi olarak lanse ediyordu.

90’ların sonunda akışkanlık kazanan toplum internet kullanımının artmasıyla kendine özgü alanlar yaratmaya devam etti. Tüketici bireyler öngörülemeyen davranışlar geliştirmeye ve sistem dışı özlemler duymaya da başlıyordu. Yeni Dünya Düzeni’ne tehdit olmayan marjinal örgütlenmeler göz yumulabilirdi. Ancak yeni bir kontrol mekanizmasının geliştirilmesi gerekiyordu. Yeni bin yılın başında insanları özgürlükleri için savaştıklarına inandırarak onların iplerini elde tutmanın ve yeniden dünyayı şekillendirmenin zamanıydı.

Yorum Yazınız