Özel Mülkiyet Hikayesi-Güvercinler Masalı

Özel Mülkiyet karmaşık bir kavram gibi gözükür özeti basittir; Yoksulların emeği zenginlerin servetidir.

Devrimler çağının şafağında ‘doğal hukuk anlayışı’ tıpkı Ortaçağ’da olduğu gibi toplumsal teorilerin temelini oluşturur. Düşünürler ortak mülkiyetten özel mülkiyete geçişi açıklayabilmek için sözleşmeye dayalı bir devlet fikrini geliştirirler. Bu dönüşümde kullanılan sahtekârca yöntemlerden, şiddetten bahsetmeyi yeni toplumun ahlakını zedeleyeceği için hiç düşünmezler.

Hobbes, ortak mülkiyetin karmaşasından dem vurur, “İnsan insanın kurdudur,” diyerek herkesin herkesle savaştığı dönemlerin ardından insanların devleti kurduğunu ve başına bir kral getirdiklerini ekler. Artık halk söz söyleme hakkını yitirmiştir. Bir hükümdarın olduğu topluluklarda özgür bir şekilde karar verilemez.

Locke, Hobbes’un teorisini reddeder ama özel mülkiyeti daha ‘doğal’ görür. Doğa insanlara aittir, ancak bireysel emek onu değerli kılar. Özel mülkiyeti ortaya çıkaran bu kişisel çabadır, mülkiyetin temelinde emek vardır! Locke, feodal hırsızlık düzenine karşı çıkarken burjuva mülkiyetini kutsar, kuşkusuz.

Tarih sahnesinde roller çok çabuk değişecek yeni sahiplenme biçiminin kaynağının şiddet ve hırsızlık olduğu çok geçmeden görülecektir.

Özel mülkiyetin hararetli savunucusu W. Paley ‘Ahlak ve Siyasi Felsefe’ isimli eserinde eski düzeni eleştirmek için ünlü ‘Güvercinler Hikâyesi’ni anlatır ve bize günümüze yansıyan ipuçları sunar.

Neo Liberal Çıkmaz

Özel Mülkiyet Hikayesi

“Bir tarlada yüz tane güvercin vardır. Aralarından doksan dokuz tanesi tohumları bir  yere toplar, kendilerine ise işe yaramaz çöp ve samanları ayırırlar. Başlarına içlerinden en kötü olan güvercini seçmişler ve tohumların hepsini ona bırakmışlardır. Doksan dokuz güvercin kış boyunca açlık çeker, ürkekçe başlarına seçtikleri güvercinin tohumları yiyip bitirdiğini seyrederler.

Bir gün aralarından cesur ve acıkmış bir güvercin ileri atılır. Geri kalan doksan sekiz güvercin, birden hareketlenir ve cesaretli güvercinin üzerine saldırıp onu paralarlar.

İşte insan toplumunda olan budur. Yüz kişiden doksan dokuzunun çalışmaktan ölecek hale geldiğini ve aralarından birinin lüks ve bolluk içinde yaşamasını sağladıklarını görürüz. Doksan dokuz kişi yarı aç, yarı tok yaşamaktadır. Üretim yapanlar onlardır ama emeklerinin meyvesini aralarından en kötü olana, bir çocuğa, bir deliye yedirmektedir. Sonra bu bir kişinin kendileri tarafından yaratılmış ürünleri ziyan edip ortadan kaldırmasına sessizce bakarlar. İçlerinden biri, kendi yarattıkları bu ürünlere dokunmaya kalkışacak olursa hemen üzerine üşüşür ve onu hırsızlıktan dolayı idam ederler.”

Ürkek güvercinler şahine dönüşür, hakkını arayanı saldırgan ilan eder, saldırıya uğrayan, haksızca beslenip semirmiş güvercine acımayı ihmal etmezler!

İyiler sayesinde yaşayan kötüler

Şirazlı Sadi, Bostan Mesnevisinde hırsıza acıma duygusunu sade bir dille anlatır.

“ Tebriz’de kutlu bir adam bir gece hırsızın kemendini dama fırlattığını fark eder. ‘Hırsız var!’ diye bağırarak ortalığı ayağa kaldırır. Hırsız komşuların gürültüsüyle şaşırıp tabanları yağlar.

Kutlu adam, hırsızın gece boyu uğraştığı halde eli boş kalmasına üzülür, peşinden gidip ona yetişir.

İltifatlar eder, gece hırsızına. ‘Senin dostunum. Tanışırız, eskiden, yiğitliğini bilirim. Yiğitlik iki türlüdür: Biri düşmanın karşısına çıkıp dövüşmek, diğeri tehlikeyi görünce sıvışmak. Sen ikisini de iyi becerirsin. Gel sana kılavuzluk edeyim. Alçak damlı bir ev bilirim. İki tuğlayı üst üste koyar, üzerine çıkarsın. Olmadı ben sana omuz veririm. Ne geçerse eline artık, meraklanma boş dönmezsin.’

Adam sonunda hırsızı ikna eder, ona yol gösterip tekrar kendi evinin önüne getirir. Kapıyı kırmadan içeri süzülür, hırsız. Ne varsa ortalığı silip süpürür.

Tebrizli kutlu adam, hırsıza hemen kaçmasını söyler. Peşi sıra ‘Hırsız var! Koşun yakalayın!’ diye bağırmaya başlar. Hırsız ev sahibinin geldiğini düşünür, kaçarken. Daha hızlı koşmaya başlar.

İyi kalpli adam hırsızı mutlu ettiği için rahatlar. Kimseye acımayan hırsıza acır!

Beylik yenini uzatmak yarar sağlamaz, önemli olan hırs elini kısaltmaktır.

Şirazlı Sadi

Yorum Yazınız