Oyun Kuramı ve Kişisel Çıkar-Neo Liberal Çıkmaz

Bu yüzyılın başında Demokrasi Savaşçıları bize özgürlük vaat ediyordu. Ortadoğu’daki zorba yönetimleri hıedefleyen büyük güçlerin bu kampanyası ne kadar haklı çıktı? Küreselleşme, sosyal adaletsizliklerin önünü alıp daha mutlu toplumlar mı yarattı? Oyun Kuramı ve Kişisel Çıkar dünyayı açıklayabildi mi?

Neo Liberal Çıkmaz yazı serisi

  1. Oyun Kuramı ve Kişisel Çıkar
  2. Hangi Özgürlük?
  3. Demir Leydi ve Yeni Sağ
  4. Sistem Analizi-Rakamların Egemenliği
  5. Demokrasi Projesi-Liberal Ekonomi Virüsü
  6. Prozac Toplumu

Performans odaklı ekonomik politikalar insan unsurunu ikinci plana atmış gözüküyor. Piyasa her anımıza hükmeder olmuş, bürokrasiden daha fazla hayatımızı kısıtlandırmış durumda. Seçme özgürlükleri ancak satın alma kararlarında geçerli oluyor ve eşitsizlikler, adaletsizlikler giderek büyüyor. Üstelik bu mutlu tablo diye önümüze sunulan Yeni Dünya Düzeni daha çok kan kırmızısına bürünüyor. İnsan ticareti, uyuşturucu, kara para trafiği giderek artıyor ve mafya organizasyonları akıl almaz cirolar yapıyor. Hükümetler giderek özgürlüklerimizi güvenlik adına kısıtlıyor, biz de buna sessiz kalıyoruz. Özgürlüğümüzden evlerimiz, arabalarımız, edindiğimiz bütün mallar için kaçıyoruz.

Özgürlük lafını kullana kullana dar ve anlamsız bir dünyaya sıkışıyoruz. Bencil arzularımızın gölgesinde diğer insanlara kuşkuyla bakıyor, kendi yalnızlığımıza hapsoluyoruz. Bunu da tüm iletişim olanakları gelişmiş ve elimizin altındayken yapıyoruz. 

Oyun Kuramı Masalı

İkinci Dünya Savaşı sonunda akıl tutulması yaşayan Almanları esir eden Nazilerden kurtarmış, vahşi kapitalizmin yaşattığı 1930 buhranının etkilerinden sıyrılmıştık.

Hükümetler sosyal adalet kavramına daha fazla önem veriyor gibiydi. Oysa Amerika’da bir iktisatçı bu politik önlemlere sıcak bakmıyordu, ona göre bu bürokratik düzenlemeler totaliter rejimlerin yolunu açacaktı.
Tıpkı Sovyetler Birliği’nde ekonomik eşitlik yaratmak isteyen parti uygulamaları gibi… Hayek, kapitalizmin önünün tıkanmaması gerektiğini öğütlüyordu. Herkes kendi çıkarı peşinde koşarsa toplum zaten mutlu olacaktı.

Hayek’in bu görüşleri bilim adamlarından rağbet gördü. Nükleer Savaşın tehlikesinde Sovyetler Birliği’ni izleyen dev bir bilgisayar ağı kuran bu kişiler CIA’in önderliğinde tehditleri önceden sezmeye çalıştılar. ABD’nin olası bir savaşta atacağı adımları atmak için de Rent Corporation Düşünce Kuruluşunda Oyun Kuramları geliştirmeye başladılar. İnsanlar sürekli kendi çıkarlarını düşünen, şüpheci bir doğaya sahipti. Bu doğayı kullanarak Sovyetlerin hamleleri tahmin ediliyordu. 

Akıl Oyunları filminde naif bir karakter olarak gösterilen matematik dehası John Nash bu kuramı tüm sistemlere uyarlamanın peşine düştü. Onun geliştirdiği strateji oyunu ‘Canın Cehenneme Dostum’ da kazanmanın tek yolu takım arkadaşına ihanet etmekti. Tüm çıkarların örtüştüğü bir denge toplumsal sistemde sağlanabilirdi. Herkes kendisi için en iyinin peşinden gitmeliydi. İşbirliği gereksizdi. Dostluklar belirsizlik getiriyordu.

 Aynı şirkette bir başka oyun daha geliştirildi. Mahkûmun İkilemi ihanetle güvenmek arasında bir seçim yapmaya dayanıyordu:

İki zanlı bir suçla ilişkilendirilerek gözaltına alınmışlardır. Zanlılar, koordineli yanıtlar vermelerini engellemek amacı ile ayrı ayrı hücrelere yerleştirilmişlerdir. Eğer her ikisi birden suçlarını itiraf ederlerse, ikisi birden 5’er yıl hapis yatacaklardır. Aksine ikisi birden suçlarını inkâr ederlerse, 1’er yıl hapis yatıp çıkacaklardır. Son olarak şayet zanlılardan birisi suçunu itiraf ederken diğeri suskun kalırsa, itiraf eden polis ile işbirliğinden ötürü serbest bırakılırken diğeri ise 20 yıla mahkûm olacaktır. Bu oyunun Nash denge çözümü nedir? 

Nash Dengesi Çözümü

Dikkat edilirse mahkûmlar için en iyi sonuç, her ikisinin birden sessiz kalması ve sonuçta 1’er sene mahkûmiyet alıp, toplamda 1+1= 2 sene ceza ile çıkmalarıdır. Ne var ki iletişim kuramadıkları için, mahkûmlar tereddütlüdürler. Zira o veya bu şekilde suç ortağı polis ile işbirliği yaparsa, sonuç sessiz kalan mahkûm için 20 yıllık bir hükümdür ki, bu o mahkûm için tam anlamıyla bir trajedidir. 

Nash dengesi çözümü: İlk mahkûm kendisini diğer mahkûmun yerine koyar ve onun sessiz kalması durumunda kendisi için en iyi alternatifin itiraf etmesi olduğunu görür. Bu şekilde hiç hapis yatmadan tahliye olmuş olur. İşin ilginci, aynı zanlı, mahkûm arkadaşı suçunu itiraf etmesi durumunda da, itirafçı olmanın kendisini daha az mahkûmiyetle (sadece 1 sene içeride yatarak) kurtaracağını fark eder. Diğer mahkûm için de benzer bir mantık yürütme yapılabilir ve ortağının itirafçı olması veya olmaması durumlarında kendisi için en isabetli davranışın itiraf etmek olduğu aşikârdır. Uzun lafın kısası, her iki zanlı için de, diğer zanlı itiraf etsin etmesin, en iyi strateji itiraftır. Bu çözüm stratejisi, her iki zanlı için de aynı zamanda bir baskın stratejidir.

Oysaki her ikisi de suskun kalabilmeyi başarabilmiş olsalardı, 1’er yıl hapis yatıp çıkabilirlerdi!

Nash şizofreniden 1959’da akıl hastanesine kapatıldı. Etrafında kırmızı kravatlı komünist ajanların dolaştığını söylüyor, kendini de dünyayı kurtaracak bir örgütün üyesi olarak takdim ediyordu. Ama onun kurduğu toplumsal denge denklemleri düşünce kuruluşlarında geliştirilmeye devam edildi.

Yorum Yazınız