Demokrasi Projesi / Liberal Ekonomi Virüsü

Demokrasi Projesi neoliberal politika

Reagan Project Democracy (Demokrasi Projesi) politikasını açıkladı. Plan iki bölümden oluşuyordu: Dünyayı özgür kılmak için sivil kuruluşlar oluşturulacak ve her bölgede çalışmaları sağlanacaktı.

Neo Liberal Çıkmaz yazı serisi

  1. Oyun Kuramı ve Kişisel Çıkar
  2. Hangi Özgürlük?
  3. Demir Leydi ve Yeni Sağ
  4. Sistem Analizi-Rakamların Egemenliği
  5. Demokrasi Projesi-Liberal Ekonomi Virüsü
  6. Prozac Toplumu

Komünizmle mücadelede Batı dünyası devrimci şiddetin baskısı altındaydı. Bu Kurtuluş Savaşları’nın önünün alınmasının yolu olarak diktatörlere destek verme eğilimi ağır bastı. ABD Dışişleri Bakanı Hanry Kissenger bir yandan nükleer silahların kısıtlanması için çalışırken, diğer yandan artık Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin etkinlik alanından çıkmış silahlı mücadelelerde baskıcı militer güçlerle bağlantı kuruyordu.

Şili’de Pinochet, Filipinler’de Marcos bu yüzden desteklendi. Bu pragmatik yaklaşım 3. Dünya Ülkeleri için demokrasi istemiyordu.

Yeni Muhafazakâr Neo-Con’lar ise özgürlüğün genişlemesini savunuyorlardı. Zorba yönetimlere destek verilmesini istemiyorlardı. Kendilerine Demokrat Devrimciler tanımlamasını uygun buluyorlardı.

İran Devrimi pragmatik yaklaşımın ve Demokratların sonunu getirdi. Ülkesinde baskı politikalar üreten Şah Rıza Pehlevi devrilmiş, muhalif güçler özgürlük için birleşmişlerdi. İranlı düşünür Ali Şeriati bu devrimin fikir babasıydı. Paris’te eğitim görmüş bu öğretmen, Sartre’ın gerçek özgürlük fikrinden etkilenmişti. Ülkesindeki Şii İslam’ın gücünün farkında olan Şeriati, devrime dinsel bir boyut eklenmesinde bir sakınca görmüyordu. Şii İslam coğrafyasında pasif bir konuma itilmişti, liderleri olan Ayetullahlar siyasete karışmama kararındaydılar. 12. İmam yani Mehdi gelene dek sabretme taraftarıydılar. Şeriati bu pasif kitleyi siyasetin içine çekti. Pozitif Özgürlük yeni bir Yeşil Devrim gerçekleştirmişti.

1980 yılında Demokratlar ABD’de seçimi kaybetti. Tahran’daki Rehine Operasyonu’ndaki başarısızlık popülaritelerinin düşmesine yol açmıştı. Carter, çaresiz kalan bir Başkan portresi çiziyordu. Amerikalılar aradıkları kahramanı Hollywood’da buldular. Ronald Reagan ‘Güçlü Amerika’ sloganıyla kitleleri ve kendi ülkesinde pasifize olmuş Muhafazakârları yeni bir ideal etrafında topladı ve Başkan seçildi. Neo Con’lar ABD Dış politikasında etkin oldular ve yeni bir ahlaki Haçlı Seferi’nin başlangıcını duyurdular. Dünya’da özgürlüğün egemen olması için gerekirse artık güç kullanılacaktı!

Artık Negatif Özgürlük de silah kuşanmıştı!

Demokrasi Projesi hayata geçiyor

Reagan Project Democracy (Demokrasi Projesi) politikasını açıkladı. Plan iki bölümden oluşuyordu: Dünyayı özgür kılmak için sivil kuruluşlar oluşturulacak ve her bölgede çalışmaları sağlanacaktı. Polonya’da Dayanışma Hareketi bu proje ile desteklendi ve Demir Perde’de bir yırtılma sağlanmaya çalışıldı. Şili ve Filipinler’de ise zorba diktatörler seçimler için zorlandı, ABD kendi müttefiklerinde de demokrasiye önem veriyordu!

Aynı proje kapsamında bu ülkelerden elit düşünür ve siyasetçiler için Demokrasi Okulları hayata geçirildi. Yine de ABD’nin istediği basit bir demokrasiydi. Ünlü Medeniyetler Çatışması kuramını oluşturan Hunginton, demokrasinin iddiasız formunu çevre ülkeler için öneriyordu. Bu tür demokrasine halkın seçme hakkı olacaktı sadece, yani yöneticilerini belirleme hakkı. Toprak ve refahın dağıtımı, eşitliğin sağlanması gibi yüksek idealler denenmemelidir bile! Çünkü bu fikirler ancak Pozitif Özgürlük anlayışının benimsenmesi ile gerçekleşebilir, bu da yeni bir zorbalığa yol açar!

ABD müttefiklerinin militer yüzünü yumuşatıyor ve ülkede egemen olan statükonun yeni elitlerle yıkılıp Pazar Ekonomisi’nin sürtünmesiz çalışabilmesini amaçlıyordu.

Demokrasi Projesinin gizli operasyonları

Demokrasi Projesi’nin diğer ayağını ise gizli operasyonlar oluşturuyordu. Nikaragua bu uygulamanın deneme tahtası oldu. Markist Santinistalar’a karşı seçimler işe yaramamıştı, bu yüzden şiddet kullanmak kaçınılmazdı. Baskı kullanmak gerekiyordu!

ABD bu yüzden Kontra Gerillaları destekledi. Bir büro oluşturulup Sovyet jetlerinin Nikaragua’ya indiği ve Birleşik Devletler’e saldırı ihtimali kitlelere duyuruldu. Reagan bizzat televizyona çıkıp kimyasal saldırı riskinden bahsetti.

“Sorular basit. Bu yarı kürede özgürlüğe destek verecek miyiz? Bu yarıkürede çıkarlarımızı savunacak mıyız? Bu yarıkürede Komünizmin yayılmasını önleyecek miyiz? Hala vakit varken harekete geçecek miyiz?”

Reagan Şer eksenini açıklamıştı ve Sovyetler Birliği’ni Şeytanın İmparatorluğu olarak tanımlıyordu. Ona göre bu savaş kutsaldı!

Özgürlük Savaşçıları Doğu Bloku’na darbe üstüne darbe vurdu. Gerilim politikası Sovyetlerin ekonomik düzenini alt üst etmişti. Doğu Avrupa’da giderek etkinleşen Demokrasi Proje’si Sovyetler Birliği’nin bölgeye yardımlarını yük olarak gören Komünist Parti yöneticilerinin alanı terk etme fikirlerini açıklamasına neden oldu. Kadife Devrim başlamıştı ancak Doğu Avrupa ile sınırlı kalmadı. Moskova’da kabuk değiştirmek üzereydi.

Boris Yeltsin Rusya’da kontrolü ele aldığında Pazar Ekonomisi zaferini ilan etti. Fukuyama ‘Tarihin Sonu’nu kutluyordu.

“Bildiğimiz dünyanın sonu geldi. Tüm zıt ideolojiler yıkılmıştır. Liberal demokrasi bundan böyle hiçbir güçlükle karşılaşmadan dünyaya yayılabilir. “

Liberal Ekonomi virüsü Rusya’ya girmişti ve zenginliğin Batı pazarlarına akması bekleniyordu!

Yorum Yazınız