Aşırı Rasyonel Psikopatlar- Neo Liberal Çıkmaz

rasyonel psikopatlar neo liberal çıkmaz

1997 yılında İngiltere’de İşçi Partisi iktidara geldi. Tony Blair liderliğindeki bu yeni sol planlı ekonomiyi savunan geleneksel sosyal demokrat partilerden farklı bir strateji izliyordu. New Labour denilen hareket, Yeni Sağ’dan esinlenmiş, onun politikalarını daha rafine etme uğraşındaki, tabanından kopuk bir siyasal hareketi temsil ediyordu.

“Amacımız bireyi özgürleştirebilmek için, İngiltere’yi sınıf farklarından, köhne yapılardan, önyargılardan kurtarmaktır. “ Tony Blair

İşçi Partisi kendisine Amerikan Demokratlarını ve Bill Clinton’ı örnek alıyordu. İktidara geldiklerinde de onun politikalarını hayata geçirdiler; bankaların ve piyasanın önünü açtılar. Toplumu kontrol edebilmek için de matematiksel yöntemleri  hayata geçirdiler. Herkes için ve herkese uygun performans hedefleri tüm kamuda uygulanmaya başladı. Bakanlar bile bu performans hedefleriyle değerlendirilecekti. Her ihalede performans ve verimlilik hedefleri değerlendiriliyordu. Artık her sorunun belli bir yüzde ile ifade edildiği süreç başlamıştı. Afrika’daki açlık yüzde 48’e indirilmeli, İşsizlik yüzde 2 oranında azaltılmalı gibi…

Hedefler bir kez belirlendikten sonra uygulamada mutlak esneklik amaçlanıyordu. Yani sonucu almak için her yol mubahtı. Kamu görevlileri sadece belirlenen rakamsal hedefi tutturmak için pragmatik yollar keşfettiler. Hastaneler bekleme sürelerini kısaltmak için hastalarına onlar tatildeyken ameliyat günü verdiler. Hastalar tedavi olamıyordu ama bekleme sürelerinde hedefler tutturuluyordu! Hello Nurse uygulamasıyla, görevi merhaba demekten başka bir şey olmayan görevliler sayesinde hastalarla ilgilenilmiş oluyordu… Sedyeler tekerlekleri sökülüp yatak olarak gösteriliyor, hastane performans hedefleri zekice yöntemlerle tutturuluyordu. Oyun kuramıyla oluşturulan bu yöntem, hedefleri tutturma oyununa dönüşmüştü!

Bu oyunu bozmak için denetim mekanizmaları geliştirildi. Sadece bunun için uzman kadroları tahsis edildi. Bürokrasi yeni bir isimle geri dönmüştü! Özgürlüğün yerini denetim mekanizmaları alıyordu. Piyasa polisleri iş başındaydı.

Sınıf farklılıkları azalacağına daha da artıyordu. Özel okullar, özel hastaneler, belli bir gelir grubundaki insanlara hitap etmeye başladı. Gelir seviyesi yüksek aileler bu bölgelere akın etti, o yöredeki ev fiyatlarında gerçek dışı artışlar yaşandı ve dar gelirli aileler mecburen yıllardır yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Performans hedefleri yüzünden okullarda sadece sınavlara yönelik planlamalar yapıldı. Başarı listelerinde yükselmek, gerçek eğitimin yerini almıştı.

ABD’de de durum farklı değildi. ‘Ekonomide demokrasi’ modeli eşitsizlikleri artırıyor, yüzde 1’lik en zengin kesim lehine düzenlemeler yapılıyordu.

Yozlaşan Psikopatlar

Şirketler ve bireyler bu yarışta ayakta kalabilmek için yozlaşmaya başladılar. Siyasi ve mali sahtekârlıklar giderek çoğalıyordu. Piyasadaki rakamlar bilerek şişiriliyor, dev muhasebe şirketleri müşterilerine gerçek dışı rakamlar servis ediyorlardı. Rakamlara başka ve yaratıcı açıdan bakmak moda olmuştu, dürüstçe vergi ödemek saflıkla eşdeğer görülüyordu. Orta yol arayıcılara devlet de kutsadığı piyasa yüzünden göz yumuyordu. Devletin ağlarından kurtulabilen şişman işadamlarına göz yumuluyor, onların yerine her zaman elinin altındaki orta sınıfın vergi yüküne yeni eklemeler yapılıyordu. Ekonomik büyümenin parıltısı yolsuzluk ve rüşveti gölgeliyordu.

Milyonlarca insan temsilcilerinin piyasa zincirine mahkûm olduğu bu düzende, giderek daha da yoksullaşıyordu. Siyasi denetim mekanizması büyük şirketlere işlemiyordu, ancak mahalli suçlar ve kişisel adliye olaylarının üzerine gidilebiliyordu. Elitlerin yönettiği politika yeni bir aristokrat sınıf yaratıyordu ve bunlar çokuluslu şirketlere göbekten bağlıydı.

Akıl hastanesinden çıkan bu sistemin mucidi Matematik Profesörü John Nash bile sonuçları gördüğünde şaşkınlığını ifade etti. Rasyonel ve basit bir modelin ‘işadamı insanlar’ yarattığını ve bunun gerçek insanla bir bağlantısının bulunmadığını söylüyordu.

“Oyun kuramı aşırı rasyonelliğe bağımlılık yarattı. İnsan daha karmaşık bir varlıktır ve sadece şahsi çıkarları ile açıklanamaz.”

Görünmez el gerçekten görünmüyordu, yani piyasa ekonomisinde düzenleme olmadığı zaman eşitsizlikler giderilmiyor, özgürlükler gelmiyordu. Ekonomi daha çok bir vahşi ormanı andırıyordu.

Davranışsal ekonomistler ilginç bir araştırma yaptı. Tüm piyasadaki davranışları analiz ettiler ve sadece iki kesimin mantıklı ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini gördüler: Masa başında rakamlarla haşır neşir iktisatçılar ve psikopatlar!

Yorum Yazınız