Aristofanes-Kör Zenginlik- Antik Tiyatro

Aristofanes Kör Zenginlik oyununda şu soruyu sorar:

Niçin erdemli kimseler yoksul, alçaklar zengin olur?

Çok eskiden beri sorulan, ama her zaman geçerli olan bir sorudur bu. Antik Yunan komedi yazarı Aristophanes de aynı sorudan yola çıkarak ‘Plutos‘ oyununu yazmış, doymayan zenginlerin, para hırsı için yaptıkları kötülükleri, alçaklıkları anlatmıştır.

Zenginlik Tanrısı Plutos kördür, ne eylediğini kendisi de bilmez. Yoksul ama erdemli Khremylos ona zenginliği niye eşitsiz dağıttığını sorar. Plutos, Zeus’a lanetler savurur: “Beni kör yapan Zeus’tur. Çünkü o insanları kıskanır, sevmez. Çok küçükken ben, yalnız akıllı ve erdemli kimselerle görüşeceğimi söylerdim. O da gözlerimi işte bu yüzden kör etti. Böylece kime gittiğimi bilmeyeceğimi düşündü.”

Plutos gözleri görse kötülerin yanına uğramayacağını, iyilerle dost olacağını söyler. Ama insanların bir kere zengin olduktan sonra artık ne yapacaklarını bilmediklerini de ekler.

Khremylos kötümserdir: “Böyledir işte! İnsana her şey yetebilir: Ekmek, çörek, incir, cesaret, edebiyat… Ama para yetmez. Zenginlik ne kadar çok olursa olsun, insan için yine de azdır. Zenginlik kadar iğrenç bir şey yoktur!”

Erdemli Khremylos, Zenginlik Tanrısı Plutos’a Hekimlerin Tanrısı Asklepion’un tapınağına gitmesini ve orada bir gece kalmasını tavsiye eder. Böylelikle körlüğü geçecektir. Plutos onun sözünü dinler ve gözleri görmeye başlar.

Aristofanes; Yoksulluk-Zenginlik

Plutos ortalıkta yokken Yoksulluk ortaya çıkar ve kendisinin yararlı olduğunu kanıtlamak ister. Khremylos’a bağırır: “Beni kovmak istiyorsun. Herkes zengin olsaydı, kim zamanını bilim ve güzel sanatlarla uğraşmaya ayırırdı? Onlar ortadan kalkınca da gemileri kim yapar, toprağı kim eker, zanaat ve ticaretle kim ilgilenir? Herkes zengin olursa, kendisi çalışmak zorunda kalacak. Altınınız, gümüşünüz hiç bir şeye yaramayacak. Bugün zenginler kendilerine gerekli her şeyi edinebiliyorlar. Çünkü yaşayabilmek için bunları yapmak zorunda olan yoksullar var!”

Plutos ortaya çıktığında güneşi, Atike yarımadasının güzel manzarasını selamlar ve konuşmaya başlar: “Geçmişimden utanıyorum. Uzun zaman kendilerine dostluk göstermem gereken kimselerden uzak durdum. Bundan sonra artık başka türlü davranacağım.”

Bu sözlerin ardından iyiler korku ve şaşkınlık içinde Plutos’a koşarlar. Ama onun bulunduğu yere varabilmek için namuslu ve bilge olmalıdırlar. Zenginlik Tanrısı’na ancak en iyiler ulaşır. Zeus’un rahipleri açlıktan kıvranarak bağırırlar, içlerinden biri şöyle seslenir: “Plutos’un gözleri açılalı beri Zeus’un papazı olmama rağmen açlıktan bittim. İnsanlar önceleri tapınağa gelerek sık sık sungularda bulunurlardı. Dilekleri için adaklar sunarlardı. İlk işleri papazı çağırmak olurdu. Oysa artık hiç kimse gelmiyor. Artık Zeus’un hizmetkârı olmayacağım!”

Aristofanes oyunları

Levent Üzümcü Anlatılan Senin Hikayendir Oyunu

Nazan Kesal Yaralarım aşktandır Oyunu

“Babam Plutos beni, Jupiter’in bir vakitler şu suratsız ve pis Minerva’yı yarattığı gibi, düşleminde yaratmadı. Bana bütün o perilerin en tutucusu, en şen şakrağı ve en zindesi olan Neotet’i (gençliği) verdi ana olarak…. Aldanmamanız için söylüyorum: babam beni, Aristofanes”in betimlemesiyle, artık kocamış ve gözlerinin feri kalmamışken değil, zamanında, gücü kuvveti yerindeyken ve damarlarındaki kanı deli deli kaynarken, ilahlar sofrasında art arda devirdiği nektarla neşelendiği o doyulmaz güzellikteki bir anında oluşturdu.

Deliliğe övgü- Erasmus.

Yorum Yazınız