Kamera Göz-Vertov ve Eisentein

Sovyet sinemasında sıradan, görüntüsünün alındığından haberi olmayan kahraman toplumsal bilincini seyredenlere aktarıyordu. Kamera Göz yaklaşımı bunu sağlıyordu.

Kahrolsun beyazperdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri!

Yaşasın sıradan günlük işlerin başında kaydedilmiş ölümlü insanlar!

Kinoglaz eğitim programı, 1926

Kamera Göz ve Vertov“Drama halkın afyonudur!”

Dziga Vertov kamerasıyla hayatı yakalamayı amaç edinmişti. “Kameralı Adam” Kamera-Göz’ün maharetlerini ortaya sermek için sokaklarda, fabrikalarda dolaştı. Kurmacadan nefret eden ve entrikaların burjuva nitelikler içerdiğini savunan bir belgesel anlayışı geliştiren Vertov, sanatsal çalışmalara sıcak bakmıyordu. Yine de anlamlı bütünlük için kurguya emek vermekten geri kalmadı.

Lenin 1919’da sinemanın bütün sanatları kapsadığını ve hepsinin üstünde olduğunu ilan etti. Sosyalist gerçekçilik, toplum için sanat anlayışına sıkı sıkıya bağlı kaldı. Sinema da okuma yazma oranı çok düşük, geri kalmış bir ülkede duyguları harekete geçirebilen bir eğitim aracına pekâlâ dönüşebilirdi. Sinema salonlarında bütün sınıflardan insanlar koltuk bulabiliyor, bu demokratik mekân popüler bir buluşma noktası oluyordu. Sovyetler Birliği’nde kısa sürede kentler sinema salonlarıyla doldu, gezici sinemalar köylere ve okullara ulaştı. Geniş bir coğrafyada, farklı dil ve kültürdeki insanlara sosyalist hayatın gerçekliği sunuluyordu.

Perdeye yansıyan bir mücadelenin sürekli ve tutarlı görüntüleriydi. Burjuva sinemasının içi boş anlatılarının yerine sosyo-ekonomik bir süreçle oluşan özgür bireyin psikolojisi ortaya konmak isteniyordu. Diziler ve sürekli filmler ticari kaygılarla üretildiği için dışlandı, tarihi yapımlar sosyalist ideoloji ile yoğruldu, senaryo denetimleri gerekli görüldü.

Sovyet sinemasında sıradan, görüntüsünün alındığından haberi olmayan kahraman toplumsal bilincini seyredenlere aktarıyordu.

Vertov, 1922’de “İç Savaşın Tarihi’nde” ülkenin bir döneminde yaşanan iç çatışmayı filme aldı. 1924’te devrim lideri Lenin’in cenaze töreni görüntülerini tüm dünyaya sundu. 1934’te Lenin Üzerine Üç Destan(Tri Pesni o Leninye) ilk sesli yapımı olarak bir halk kahramanını yüceltiyordu.

Belgesel Film ve Kamera Göz

Belgesel filmler Sovyet gerçekçiliğinin temel yapı taşlarıdır. Fabrika işçileri ve kırsaldaki köylü görüntüleri ülkeye yerleşen düşünce ikliminin doğrudan yansıtıcıları oldular. Güncel olaylar da sinema perdesinden gösterilerek haber-filmin temelleri atıldı. İspanya İç Savaşı ve 1938 Çin Savaşı izleyicilere dünyada yaşananları tüm çıplaklığıyla sergiledi.

Vertov Sovyet toplumunda oluşan gerçekçi sinema akımını şöyle özetliyordu:

“Sine-hakikat, tuğlalardan yapılmış bir evin malzemesiyle inşa edilir. Herhangi biri, tuğlaları kullanarak, bir fırın, Kremlin’in duvarı ve birçok başka şey yapabilir. Film malzemesinden (karelerden), birileri farklı film-nesneleri kurabilir. İyi bir ev yapmak için iyi tuğlaya gereksinim olduğu gibi, iyi bir film yapmak için de iyi film malzemesine gereksinim vardır(Vertov, 1924, About Film Truth, Sine-Hakikat Hakkında, O’kinopravde, Articles, s. 71).

Dziga Vertov Kameralı Adam’da(1929) bir Sovyet kentinin bir günlük hikâyesini çarpıtmadan yansıtmayı amaçlamıştır. Şehirdeki insanlar ve emekleri odağın merkezine yerleşmiş, yeni sosyalist toplumda insan-makine ilişkisi gösterilerek bir ülkenin ve toplumun inşası aktarılmıştır.

Yaşayan sosyalist kent, kahramanın yerini alır, ancak burjuva kentinden farklı olarak başka tehlikeleri sokaklarında barındırır. Modern kent kurumları insanları sarıp sarmalamaya, davranışlarını kontrol etmeye ve benlik üzerinde tahakküm kurmaya başlar. Modern zamanlarda ister kapitalist toplumda isterse sosyalist bir devlette yaşasın birey makineleşmiş bir düzende basit bir çark olma tehdidi ile karşı karşıyadır.

Film için Görüntüleme

“Düşünün bir kez: İlk ateşten sonra merdivenler üzerinde kaç kişi kalabilirdi? 3 Temmuz 1917’deki tarihsel gösterilerde ben Petrognad’da Sadovajo’daydım. Sokak tıklım tıklım insan doluydu; birden ateş edilmeye başlandı ve yol anında boşaldı. Doğal olarak aynı şey Odessa Merdivenlerinde de olmuştur. Peki, bu sahne, filmde ne kadar zaman alır? Aşağı yukarı 6 dakika. Sinema için muazzam bir zamandır. Fakat seyirciler insan selinin akmadığı ya da aksiyonun durduğu duygusuna kapılmaz. Tek tek durumlar kaçışma içine öyle yerleştirilmişlerdir ki ortak aksiyon duygusunu güçlendirirler. Bunu aksiyonun ritmini ve temposunu sürekli artırarak ve her durumu genel aksiyonun ve planın içine yedirerek elde ettik. Yapıyla ilgili düzenleme yasaları aynıdır, ister sahnedeki basit bir yer değiştirme olsun, isterse Potemkin’in merdivenleri gibi karmakarışık bir sahne olsun fark etmez.”(Lessons with Eisentein, VGİK-Moskova Devlet Sinema Okulu, 1957)

Sergei Eisentein’ın sinemaya en büyük katkısı atraksiyonların montajıdır. Bir bütünlük içerisinde kurgulanan farklı zaman ve yerdeki çekimler daha güçlü bir anlam oluşturur. Yönetmen Grev’de (Staçka, 1925) Çarlık Rusya’sında katledilen işçilerin görüntüleri arasına mezbaha görüntülerini başarıyla yerleştirir. 17 Devrimini   yücelten Ekim’de (Oktiyabr, 1927) onun elinde kurgu sanata dönüşmüştür. İsmiyle özdeşleşen Potemkin Zırhlısı’nda (Kniaz Potemkin, 1925) gerçek oyuncular yer almaz, kahraman artık halktır ve bir gemi başrole geçer. Ünlü Odessa Merdivenleri sekansı sinema tarihinin unutulmaz sekansları arasında yerini alır. Eisentein film çalışmalarını Fransa, ABD ve Meksika’da sürdürüp ana vatanına döndükten sonra başka bir başyapıt olacak Korkunç İvan’a (İvan Grozniy)başlayacaktı.

Sergei Eisentein gerçekliğe sırt çevirmeden Prokofiyef’in müziklerini de kullanarak Sovyet Sinemasında destansı bir atmosfer yaratmayı başardı.

Yorum Yazınız