Japon Tiyatro Türleri-No, Kabuki, Kukla Tiyatrosu

Japon tiyatro türleri Kabuki oyunu
Japon Tiyatro türleri Kabuki oyunu sahnesi

Japon tiyatrosu halk danslarıyla dini dansları harmanlar, destanlarla beslenir, iki dönemde gelişmiştir ve üç tiyatro türü belirgindir. Geleneksel Japon tiyatro türleri olarak No, Kabuki ve Kukla Tiyatrosu- Ningyo Coruri literatüre geçmiştir.

Gigakular 13. yüzyıla kadar Japon dünyasının eğlence gösterileriydi. Çin ve Kore kültürü etkisi altında, maskeli insanların danslı geçit alayları Buddha törenleriyle iç içe geçiyordu. Bayramlarda söylenen şarkılar, ezgiler Gagaku müziğiyle kurallara bağlandı. Stilize edilmiş danslar (bugaku) bu müziğe eşlik ediyordu. 7. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında egemen olan yabancı kökenli bu kutsal gösteriler sonrasında Japon halk sanatıyla birleşti. Dengaku(çelik tarlası eğlenceleri) aydın kesimde kabul gören bu tarz fars ve “şeytan dansı”(sorukagu) ile birlikte gelişti. Ünlü bir tiyatro oyuncusu olan Kanami dengaku’nun inceliğiyle sorukagu’nun ifade gücünü birleştirip NO türünü yarattı. Konularını klasik hikayelerden alan bu tür kalıplaşarak ilk Japon tiyatro türü oldu.

16. yüzyılda destansı efsanelerin anlatış biçimlerinde farklılıklara gidildi. Kentlerde ortaya çıkan  yeni burjuva kesimine hitap eden bir tarz… Üç telli bir gitar(şamizen) eşliğinde, kahramanların birer kukla olduğu gösteriler… Kukla tiyatrosu(NİNGYO-CORURİ) modernliğe doğru atılan bir adımdı.

Aynı dönemde, No gösterilerinin arasında sahneye çıkan ve komiklikler yapan oyuncular türedi(kyogen). Gerçekçi yeteneğe dayalı yeni bir tür onlar sayesinde doğdu; KABUKİ.

Bu geleneksel türler, günümüzde Avrupa tarzı tiyatro ile birlikte varlığını sürdürmektedir. Kabuki tiyatrosu olaylar ve dekor zenginliği ile ilgi çeker, No gösterileri Japon toplumuna kökenlerini hatırlatır. Kukla tiyatrosu hayal gücünü tetikler.

Stilize edilen dünya; NO

No birleştirici bir gösteridir, içinde şarkı, müzik, mim, dans ve tumturaklı sözler bulunur. Gerçekçiliğin dışındadır, simgelere başvurur.

No tiyatrosunun kurucusu 1334-1384 yılları arasında yaşamış dahi oyuncu Kanami’dir. Şogun Aşikoga Yoşimitsu’nun himayesinde Kanami halk danslarını sarayda rağbet gören edebi şarkılara uyarladı, on yıldan kısa sürede bir tiyatro türü yarattı. Oğlu Zeami bu özün türü kurumsallaştırdı, onun incelemeleri No tiyatrosunun gizli geleneğini oluşturur. Bu gizli gelenek oyuncular arasında kuşaktan kuşağa geçer ve ancak 1909 yılında gün yüzüne çıkar.

Şemasal olarak No bir başrol oyuncusunun mimlerle ve dans ederek okuduğu bir şiir gösterisidir. Başrol oyuncusu(ŞİTE), ikinci roldeki(VAKİ) oyuncu ile konuşur, bir koro kahramanın eylemlerini anlattığı şarkılarla gösteriyi destekler.

No üçlü bir ritme sahiptir; Giriş-Co başlangıç heyecanlıdır, Gelişme-Ha kopuş bu meraklı heyecanı çoğaltır, Sonuç-KYU çabuk hikayeyi doruğa çıkartır ve çözümü getirir.

Bir No oyununda beş konudan biri veya birkaçı canlandırılır; Tanrı, savaşta ölen savaşçının ruhu, tutkulu kadının ruhu, dünyada eyleme geçen canlı varlık ve şeytan.

No beş bölüm olarak sergilenir ve günler boyu sürebilir. Bölüm aralarında farslar oynanır, Kygen ismi verilen oyuncular, din adamlarını, kadınları, hatta içinde bulundukları oyunu ti’ye alarak seyircinin gevşemesini sağlar.

İlk bölümde Şite Tanrı rolüne bürünür, izleyicinin gerçekle ilişkisini keser, sonraki üç bölüm gelişmenin aşamalarıdır. Savaşçının yiğitliği, kadının hoyrat tutkusu, acıların getirdiği bunalım. Son bölüm ise şeytani güçlerin şiddetini anlatır.

Japon tiyatro türleri-Apayrı bir dünya

Japon tiyatro türleri arasındaki No tiyatrosunun başrol oyuncusu Şite, çoğu zaman gezginci bir keşiş olan Vaki’ye maskeli olarak görülür. Keşişe vaktiyle bulundukları yerde olan trajik olayları anlatır. O yerin sakinlerinden biri Şite’yi doğrular. Son olarak Vaki bir düş görür, yaşamı boyunca kapıldığı tutkuları, acıları, verdiği savaşları anımsar. No böylece aynı olayın üç ayrı versiyonunu sunar; oluşturduğu yapıya uygun olarak tanrısal olanla insani olanın kesiştiği yerde, “düşlerin kavşak noktasında” yer alır.

No oyununda dünya çokyüzlü bir imgedir. Seyirci hayal gücüne güvenmek zorundadır ve işaretleri yorumlar. Sahne üzerinde atılan adımlar uzun bir yolculuğu simgeler, yelpaze kimi durumlarda bir kalkan olur, bazen bir lavta ya da bir kadeh… Mimikler bile simgeseldir, göz hizasındaki yatay el gözyaşıdır, beden türlü biçimlerle türlü duyguları ifade eder. Tutkunun ve çılgınlığın zaferi danslarla ifade edilir.

No bir açık hava gösterisidir. Sahne yapısı Edo’daki şogun şatosunun düzeninden esinlenir; ahşap yapıların çevrelediği bir avlu. Günümüzde ise  kapalı alanlarda sergilenir. Sahneyi bir odaya bağlayan bir podyum yer alır, Şite “ayna odası”nda hazırlanır, son kez aynada kendini kontrol eder, bu podyumdan sahneye çıkar ve oyununa başlar.

Birleştirici bir tiyatro; Kabuki

Kabuki klasik biçimde sadece erkeklerin rol aldığı bir tiyatro türüdür. Cambazlık gösterilerinin yapıldığı bütünsel bir tür olan Kabuki, televizyonun Japon evlerine girmesine kadar en popüler eğlence olmuştur.

1605’te bir kadın dansçı(Okuni) sahnede Buddha danslarını sergiler. Cinsellik yükli bu gösteri çok ilgi görse de tutucu çevreleri rahatsız etmiştir. Okuni’den sonra kadınların sahneye çıkması yasaklanmış, bu yasak 1907 yılına kadar uygulanmıştır.

Kabuki tiyatronun bütün enstrümanlarını kullanır; karmaşık olaylar, orkestra, şarkılar ve diyaloglar, kareografi. Bir dizi oyunun ardı ardına sıralanışı sahneleme tekniğidir. Zıt kişilikler tiplemelerle vurgulanır; iyi-kötü, yaşlı adam-delikanlı, kahraman-soytarı. Sergilenişte bilinçli bir şiddet kullanılır. Aşırı bir gerçekçilik mevcuttur, yine de bu realist havayı ses efektleri bozabilir.

Kabuki konuları arasında soylu ailelerin dramları, burjuva dünyasının günlük olayları vardır; aşk kıskançlıkları, ayrılıklar, iftiralar…

Sahnede seyirciye doğru uzanan bir podyum bulunur, bu podyumda ilerleyen oyuncu seyircinin ortasında oyuna devam eder.

Önceleri Kabukiler kahramanlık temasına ağırlık veriyordu, daha sonra fantastik bir hava kazandılar. Toplumun alt kesimlerine dönük ürünler vermeye başlayan Kabuki, Batı tarzı tiyatro ve televizyonla rekabet etmek zorunda kaldı.

Japon Tiyatro Türleri-Kukla Tiyatrosu

İki halk eğlencesi destanlar ile kukla gösterilerinin uyarlaması olan Kukla Tiyatrosu modern Japon Tiyatrosu’nun kökeninde yer alır.

Bir tür mandolin olan Şamisen eşliğinde söylenen destansı anlatılar kukla(Ningyo) ile bir araya gelip kukla tiyatrosunu oluşturmuştur. En ünlü oyunun adıyla anılır; Ningyo-Coruri. Şarkıcı Tekemoto Gidayu(1651-1714) ile yazar Çikamatsu Monzaemon(1653-1724) 1686 yılında biraraya gelince dramatik bir tür ortaya çıkmıştır.

1703’te Sonezaki Şingu(Sonezaki’de Aşk İntiharları) oyunu büyük başarı kazanmıştır. İki sanatçının ortaklığından üretilen eserler arasında savaş aristokrasisini anlatan tarihi oyunlar(Jidaimono) ve çağdaş burjuva dramlarının anlatıldığı oyunlar(Sevamono) kalmıştır.

Kukla tiyatrosu gelişiminin sonraki aşamalarında teknik olarak giderek karmaşıklaştı. Kuklalar ancak üç kişinin oynatabileceği boyutlara ve detaylara ulaştı. Dekorlar da aynı şekilde büyüdü ve görkem kazandı.

Bir coruri oyunu sadece kuklacının yeteneklerine bel bağlamaz, bütün rolleri üstlenen seslendiricinin performansı da belirleyicidir, bu sanatçılar çabuk yorulur ve yarım saatte bir diğer oyuncuyla yer değiştirir. Konuşmaya üç telli bir gitar Şamizsen eşlik eder. Bazen bir Kokyu veya 13-19 telli bir Kithara olan Koto çalgısı da kullanılır.

İlk metinler hayli yetkindir, daha sonraları ise kuklalar ön plana çıkmıştır. Siyah giysilere bürünmüş, siyah maske takmış, insanların yazgısını acımasızca  yerine getiren figürler, gerçekçi ve şiddet içeren duyguları ifade eder.

Japon duyarlılığı bütün tiyatro türlerine yansır. Yaşamın sonsuz çeşitliliği sergilenir, kişiler ve nesneler gelip geçicidir. İnsan davranışlarından kısa gerçeklik parçaları yakalanır, bunlar sanatın ışığı altında adeta dondurulup mühürlenir. Derin ve sonsuzluğa kadar geçerli olan gerçeklikler…

Çin Tiyatrosu

Japon tiyatrosunun etkileri modern sinemada da görülür. Kurosawa Raşomon filminde No türünün aynı olayı üç ayrı versiyonla anlatma tarzını uygular ve çokyüzlü gerçekliği vurgular. Tarkovski sinemasında da “anların” önemi Japon şiir türü Haiku’dan etkilenir. Zamanı mühürleyen kısa gerçeklik resimleri…

Japon tiyatro türleri, No tiyatrosunun görkeminden, Kabuki tiyatrosunun sergilediği şiddete varıncaya kadar, değişmeyen tutkuları ve tarihi olayları aynı perspektife oturtur.

Yorum Yazınız