Yeni Roman-Romanın Gelecek Hali

Yeni Roman derinliklere inemeyeceğini savunarak, görüntülere odaklandı.

Acından ölen çocuklar karşısında bulantı bir şey ifade etmiyor.

İnsanlar kahramanları oynuyorlar; çünkü korkaklar.

Azizleri oynuyorlar; çünkü kötü ruhlular.

Suikastçıyı oynuyorlar; çünkü yanı başlarındaki komşularını öldürmek için yanıp tutuşuyorlar.

İnsanlar oynuyorlar; çünkü doğuştan yalancılar.

Bir çocuğun ölümü karşısında benim ‘Bulantı’ adlı yapıtımın ne ağırlığı olabilir ki!

Jean Paul Sartre

Anti roman terimini Sartre, “Bilinmeyen Birinin Portresi” (Nathalie Sarrate) kitabının önsözünde ilk kez kullandı. Ahlaki bunalım ve iletişim araçlarının gelişimi yazının hükmünü kısıtlamaya başlamıştı. Edebiyat, görüntünün egemen olduğu dünyada belirsiz bir boşluğa dönüşüyor, bir mesaj taşıyan iletişim aracı olmaktan uzaklaşarak bir monoloğa dönüşüyordu.

Yeni Roman derinliklere inemeyeceğini savunarak, görüntülere odaklandı.

Dünyanın anlaşılması ve dil ile ifadesi gerçekçi ve natüralist bir yaklaşımla sağlanamazdı. Yeni Roman, Balzac’ın yaklaşımını reddetti. Karakter tiplerini, psikolojik çözümlemeleri, olayların çizgisel gelişimini yetersiz buldu. Artık her şeye tepeden bakan ve anlatıyı belirleyen “Tanrı Yazar” ölmüştü.

Yazı dünyayı değiştirmenin, tarihe yon vermenin etkili bir aracı olma konumundan sıyrılmalıydı. Sadece optik bir bakış dünyayı tanımaya imkân verebilirdi. Dünya romancının bakışını yansıtan bir aynaydı. Edebiyat gerçek karşısında da, dayatmalar karşısında da bağımsız olmalıydı.

Artık yazar bir maceranın anlatıcısı değil, anlatının macerasıydı.

Görüntü Galaksisi

Radyo, televizyon ve sinema Gutenberg Galaksisi’ni ciddi bir biçimde tehdit etmişti. Yazı yavaş yavaş gündelik kullanımdan çıkıyor, klasik yazarların etki alanı daralıyordu. Dilde yeni söyleyiş tarzları, argo ve düzeysizlik egemen olmaya başlamıştı.

Beyazperdeyi oturma odalarına taşıyan, izleyicinin zamanını çalan televizyon düşünceyi belli bir kalıba döker ve hayal gücünün katilidir. Hareketlenmiş görüntü sabitleşir, tek bir görüş açısına hapsedilir. Kitap okuyucusu görece etkinken, durup kelimeler, cümleler üzerine düşünme fırsatına sahipken, beyaz camın önünde hipnotize olmuş kitleler gösteri dünyasının klişelerine maruz kalır.

Televizyondaki roman ve piyes uyarlamaları da işporta edebiyatının kısıtlılığına ve yaygın zevkin tahakkümüne girer. Yine de bu türün olumlu yanı da bulunur, izleyicilerden bazıları özgün eseri merak edebilir ve yazın dünyasına doğru bir keşfe çıkabilir.

Televizyonda gerçeklikle kurmaca birbirine karışır. Haberler dramatik öğelerle beslenirken, dizi oyuncularının rolleri gerçek olarak algılanır. Bir kahraman öldüğünde gözyaşı dökülebilir, hatta gıyabında cenaze töreni düzenlenebilir.

Edebiyat bu görüntü dünyasından uzakta kalamaz, bir televizyon programına çıkmak yazarı kitlelere ulaştırmanın en kestirme yoludur. Romanın bir filme ya da dizi filme uyarlanması hem maddi hem de manevi bakımdan tatmin edicidir. Kitap tanıtımları pazara girebilmek için etkin araçlardır.

Yeni Roman-Postmodern Dönüşüm

Yeni roman kameralar önünde silikleşirken, yazı söze karşı giderek güç kaybetmektedir.

İnternet’in gelişimiyle yazar-okur arasındaki gizemli ilişki de sona erer. Yapıtını bu yeni mecrada tanıtmak isteyen ve okuyucuyla etkileşime geçen yazar zaman zaman kişiliğinin karanlık yüzünü ele verir. Bir kıyıda köşede kalmayı da göze alamaz.

Bazı yazarlar etkileşimli roman denemeleriyle okuyucularını yaratma sürecine dâhil etmek ister. Şiir tipolojik desenlere dönüşür, anlatıların kurgusu belli şablonlar üzerinden tasarlanırken sadece çeşitlemeler yapılır.

Gelinen noktada belli başlı başarıya ulaşmış kalıplar satış garantisi sağlamaktadır. Baskı adedine ve sayısına odaklanan yazarlar, tarihsel arka planlı epik öyküler, fantastik kurgular, kadın-erkek ilişkilerini sorgulayan içsel sesler etrafında dönerek tıpkı oyun dünyasının sınırlandırılmış yapay evreninde olduğu gibi bir kez okunup bir daha sayfası açılmayan ya da yarıda bırakılan çer çöp üretimine geçerler.

Boş vakitlerini doldurmak için yazanlar insan ruhuna bakışın önemini kavramadan, sahilde, metroda okunabilecek hap bilgilerle dolu metinlerin seri üretimini tercih ederler.

Okuyucu ve izleyici için karşı karşıya kaldığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır. Kendisi bir kopya olan metin yeni kopyalar üretir(Jean Baudrillard).

İlk roman Don Kişot-Kaybedenlerin Destanı

Ekşi Sözlük’te postmodern roman

Yorum Yazınız