Kafka Kitaplarını Yakmak-Kenan’ın kıyısında

Kafka Action dergisinde yayınlanan anketteki kitapları yakılmalı mı sorusuna vasiyetinde açıkça cevap vermişti: Kitaplarımı yakın!

Dava’nın yazarının bu konuda kafası karışıktı, kitaplarının yakılmasını arkadaşlarından istemişti. Eli bir türlü yazdıklarını yok etmeye gitmemişti ama ölmeden önce bu arzusunu kararlılıkla dile getirdi.

Kafka, tıpkı Vaat Edilen Topraklara doğru yolculuğa çıkan Musa gibi hedefine varında yok olmayı düşledi, belki. Yazdıkları var olduğu çevrede saygı görmese de yazmaktan vazgeçmedi. İnsan ömrüyle kısıtlı yaşamında ‘Edebiyatın Kenanı’na ulaştığını göremeyeceğini biliyordu. Anlam açısından belirsiz hedeflerin övgüsüne karşı çıkıyordu. Sınırsız zaman boyutu içerisinde insanın hedefleri umutsuzdu, suyun içindeki kabarcıklar kadar uçucu…

Tüm otoriter hedefler de bu denli muğlaktır, aslında. Zorba eylemin tek kaygısı, hedeflediği amaçtır. Oysa amaç bir tuzağa dönüşür, aynen Kenan’a adım atamayan Musa’nın çaresizliğinde fark edilerek, zaman içerisinde buharlaşır.

Kafka’nın kitapları

Kafkaesk; Bir şiirin romanları

Ruhunu bir cesetle taşıyan Kafka bu tuzağı gördü, oyuna gelmedi. Edebiyatı varılacak bir hedef olarak seçmedi. Sözcüklerinin hayali alevler içinde yanması fikri onu rahatsız etmedi.

Kafka ve babası ile ilişkisi

Kafka, şimdiki zamanın esiri babasının aksine önceliği yaşanılan anın karşıtı arzuların etkisindedir, tıpkı diğer gerçek yazarlar gibi.

Onun düşüncesinde büro çalışması bir eziyettir. Toplum kendisini kullanır ve dışlar. Babası ve babasının çevresi yazma tutkusunu önemsemez. Kafka da sitemini babasına yazdığı ama göndermediği bir mektupta dillendirir:

“… Bütün istediğim sevecen bir söz, sessizce ‘elinizi tutmak’, hoş bir bakış olduğu halde, bunlardan hiçbirini yaşayamadım. Sen çocuklarla bile ilişki kurarken kendi benliğinin dışına çıkamaz, kuvvet kullanır, birden sinirlenir ve öfkelenirsin… Seni görünce kekelemeye başlıyordum… Senin karşında kendime olan güvenimi yitiriyor ve dayanılmaz bir suçluluk duygusuna kapılıyordum. Birisi hakkında şu satırları bana yazdıran işte bendeki bu duygunun ölçüsüzlüğüydü: ‘Duyduğu utancın o öldükten sonra da varlığını sürdürmesinden korkuyordu…’. (Dava’nın kahramanı Joseph K yazarın kendisidir.)

Bugüne dek yazdıklarımın tümünde senden söz ettim. Ya ne yapsaydım; içimi sana dökemedikten sonra…”

Kafka babasına karşı çıkmayı istemez, ne yetişkin ne de baba olmak ister. “Geçmiş kuşaklardan yalıtılmış” ve “yeni kuşakların başlangıcı” olamamıştır(Michel Carrouges, Franz Kafka Labergerie, 1949, s.85).

İki kez nişanını bozan Kafka babasına yazdığı mektupta: “Evlenmem karşısındaki en önemli engel, bir ailenin sorumluluğunu üstlenmek ve daha da önemlisi, bir aileyi çekip çevirmek için senin niteliklerine sahip olmam gerektiği doğrultusundaki kesin inancımdır.” (Kafka, Journal, Günlük, s. 40)

Kafka satır aralarında babasına en içten mesajını verir: Senin gibi olmak ve kendime ihanet etmem gerekir!

 Kenan’ın kenarında

Kafka açısından kurtuluş yolu her şeyden vazgeçmesi, yani ölümdür. “Anlaşılan, kendimi ölümün güvenli kollarına bırakmaktan başka çare yok.”

Onun kitapları, sözcükleri, edebiyatı şimdiki zamanı biçimlendiren eylem karşısında hiçbir hak iddia edemez. Kafka mantığın gerektirdiği arzulara sırt çevirir, eylemin çarkları içinde çaresizce, çılgınca bir saflığa sığınır.

Şato’daki K. Ve Dava’daki Joseph K çocuksu ve pervasızdır. Aynı kişilik karşımıza çıkar; sinsi, hesapsız bir saldırganlık, sapkın kaprisler ve körü körüne bir inat… Adliye Sarayı’nın duruşma salonlarında en küstah hovardalar gibi davranır.” (Carrouses, age s.26)

Yargı’da, oğul kendine sığınak bulmadan köpekleri serbest bırakır, gecenin karanlığında şaşkınlıkla çaresiz kalır ve ilk kurban kendisi olur.

Egemenler ilk önce kendilerini inkâr etmelidir. Belirledikleri hedefler zihinlerinin üstünde tahakküm kurarak kendi egemenlik alanlarını gitgide daraltır ve sonunda yok eder. Egemenlikten ve onun yıkıcı etkisinden kurtulmanın tek yolu ölümdür. Ölüm tutsaklığı sona erdirir.

Musa halkını firavunun baskısından kurtarmış, onlara rehberlik ederek yeni bir yurdun eşiğine kadar getirmiştir ama o topraklara adım atamamıştır.

Kafka Kenan’ın eşiğinde olduğunu hissettiğinde içeriye adım atmak istemedi, sözcüklerini yakmayı diledi. Onun kitaplarını yakmak isteyenlerin çaresizliği de buydu!

Kendi sözlerinin sonsuza dek yankılanacağını boş yere hayal ederler. Oysa yakılmaya değer tek kelimeleri bile yoktur. Yolculuklarını tamamlayamadan zihinsel çöllerinde buharlaşıp hiç yaşamamış sayılırlar.

Şu anda yaşadıklarının

on yıl sonra hiç önemi kalmayacak.

Ama sen hatırladığında

bütün hayatın alt üst olacak!

Yorum Yazınız