ÇUKUR/Yamaç’ın Dönüşü-Gökhan Horzum

Çukur Yamaçın Dönüşü Kitap

Çukur/Yamaç’ın Dönüşü Gökhan Horzum’un keleminden

Sadece dizi hayranlarını hoşnut edecek bir kitap değil “Çukur”, sinema öğrencilerinin üstünde duracağı bir kaynak aynı zamanda.

“Herkesin bir yuvası var şu hayatta. Bizimki de Çukur’dur. Gözümüzü Çukur’da açarız, son nefesimizi Çukur’da veririz. Başımız ne zaman belaya girse kendimizi Çukur’a atarız.

Birbirimizi tanımasak bile… birbirimizi biliriz…”

Ülkemizde yayınlanmış onlarca “senaryo nasıl yazılır” kitabı var; Öykü-Robert McKee, Senaryo yazımının temelleri-Syd Field, Yazarın yolculuğu-Christopher Vogler, Senaryo Anatomisi-John Truby, O kediyi kurtar-Blake Snyder vs. Her biri senaryo metninin yapı taşlarını inceliyor, bir filmin hikayesini parçalarına ayırarak(dönüm noktaları, tetikleyici olay, zirve, çözümleme) otopsi titizliğinde “çalışan” ya da “işlemeyen” unsurlarını gösteriyor. Kiminin formülleri var, kimi ise ilkelerle ilgileniyor, ama hiçbiri öykünün yaşayan ruhunu bize gösteremiyor, o “cini” yansıtamıyor ve izlenebilir bir senaryo yazmamızı sağlayamıyor.

Kim güzel bir kadınla sevişmek yerine onun güzelliğini oluşturan bedenine “otopsi” yapmak ister ki? Bütünü parçalayıp “ruhu” öldürürseniz, tekrar bir araya getirip ayağa kaldıramazsınız ki!

Çukur’u İstanbul’da sanırlar, İstanbul Çukur’dadır.

Gökhan Horzum hayatını yazarak kazanan bir senarist. Yazdıklarıyla yazmak istedikleri arasındaki derin uçurumu fark etmiş bir zanaatkar. Televizyonda istediği öyküleri anlatamayacağını düşünmüş bir zamanlar, iş için yazmanın iç sıkıntısını yaşamış kurmaca ustası.

Dizi filmlerde gösterilenin hayatla bağlarını kopardığını gözlemlemiş. Kendi deyişiyle “paçası biraz olsun çamura bulanmış karakterler” yazmayı istemiş. Ve düşlemeye başlamış; “bir genç adam, bir aile, bir mahalle, bir aşk, bir suç draması.” Çukur dizisi bu düşün ve düşüncenin vücut bulmuş hali. “Polisin bile girmekten çekindiği, bir eski İstanbul kabadayısının kurduğu bir mahalleyi” anlatıyor.

“Bir bataklığı kurutarak kurdu Çukur’u İdris Koçavalı. Çıktığını düşünürken yeniden Çukur’a düştü Yamaç Koçavalı. Üstelik bu sefer yalnız da değil, sevdiği kadınla birlikte.

İşte aşağı yukarı buralarda ‘Çukur’ başladı.”

Bir metin olarak Çukur

Gökhan Horzum Çukur kitabı

Herhangi bir senaryo metnini okumak, okurken keyif almak edebiyat tutkunları için meşakatli bir iştir. Senaryo, ağdalı bir dilde yazılmaz, anlatmaya değil göstermeye odaklıdır. Belki de sadece yönetmene, oyunculara, film ekibine sunulan bir yol haritası, bir kullanma kılavuzudur.

Büyük oyuncular sık sık metnin dışına çıkmayı sever, kendi yorumlarını ön plana çıkarmak ister. Yönetmenler kendi evrenlerini yaratmak için sürekli arayış halindedir, yapımcının derdi ise “işin satması”dır.

Gökhan Horzum Doğan Kitap tarafından yayınlanan “Çukur-Yamaç’ın Dönüşü” kitabında farklı bir yolu tercih etmiş. Senaryo metninden fragmanları okuyucusuna sunarak unutulmaya yüz tutan “anları” tekrar hatırlatmış. Metnin arasına kısa açıklamalar ekleyerek, fotoğraflarla metni destekleyerek, çarpıcı cümleleri ön plana çıkararak “kitabın bir aile albümünün sayfalarını çevirir gibi okunabilmesini”  ustalıkla sağlamış.

Film çekilmesi için yarattığı metni tekrar sunarken Çukur’un “cinini” tekrar ortaya çıkarmak için lambasını özenle ovalamış, kitabı başarıyla kurgulamış.

Sadece dizi hayranlarını hoşnut edecek bir kitap değil “Çukur”, sinema öğrencilerinin üstünde duracağı bir kaynak aynı zamanda. Hayata geçirilen, başarılı bir senaryoyu incelemek, notlar almak için bir fırsat. Onlara “ne olursa olsun yazmaktan zevk alacakları şeyi yazmalarını” fısıldayan bir rehber.

Kitabın önsözünde dizide İdris Koçavalı karakterini canlandıran Ercan Kesal’in dediği gibi: 

“Önce kendi hayatlarımızı anlamak zorundayız. Kendimizi anlamadan başımızdan geçenlerin, yaptıklarımızın ya da yapamadıklarımızın cesur bir analizini yapmadan kimsenin hikayesine vakıf olamayız. Ne en yakınımızdakilerin ne de sokaktakilerin.”

Gökhan Horzum bize “Çukur”un hikayesini anlattı, tekrar anlatıyor.

“Bildiğimizi zannettiğimiz mekanların, görmezden geldiğimiz insanların ve yanından geçip gittiğimiz sokakların hikayesini…”

“Sena’yım ben.

Bir adam sevdim. Hem de çok sevdim. Kendimi sevebilmeyi de o öğretti bana. Yabancısı olduğum bir dünyaya daldım onun için. Zaten yaralıydım. Daha da yaralandım.

‘Bir gün bitecek’ dedi. Sabrettim. ‘Mutlu olacağız’ dedi. İnandım.

Kimseden özür dilemedim, kendim olduğum için. Kimseye kendimi kabul ettirmeye çalışmadım. Kimse beni sevsin diye yalvarmadım.

Günah işlemedim, çiğ yemedim, neysem o oldum hep. Seven sever, sevmeyen sevmez. Umurumda değil.

Sena’yım ben.

Yamaç’ın yoldaşı, ortağı, sevgilisi, kadını.

Sena’yım ben.”

Ürün Bilgileri

  • Kağıt Kapak: 396 sayfa
  • Yayıncı: Doğan Kitap; 1. baskı (30 Eylül 2019)
  • Dil: Türkçe
  • ISBN-10: 6050950989
  • ISBN-13: 978-6050950984
  • Ürün Boyutları: 13,9 x 3 x 17,7 cm

Nereden Ulaşırım?

Amazon Türkiye

İdefix

D&R

Yorum Yazınız