Çağdaş Dünya Klasikleri-Alternatif Liste

Dünya Klasikleri alternatif liste
Dünya Klasikleri alternatif liste

Dünya klasikleri denildiğinde kuşkusuz akla romanın popüler olduğu 19. yüzyıl’daki Rus ve Fransız eserleri gelir. Her biri başyapıttır ve kitap kurtlarının mutlaka kitaplığında bulunması gerekir. Suç ve Ceza, Anna Karenina, Sefiler vb. 20. yüzyıl’da, özellikle ikinci yarısında,edebiyat müziğin, sinemanın, radyonun ve televizyonun gölgesinde kalmıştır. Popüler olan kitapların çoğu piyasa şartları tarafından şekillenir. Buna karşın farklı bakış açılarını yansıtan, rahatlıkla klasik sayılabilecek eserler de basılmıştır. Size çağdaş dünya klasiklerinden alternatif bir liste sunuyoruz.

Zamanla yazımız güncellenecektir.

1-Cesur Yeni Dünya-Aldous Huxley, 1932

Adını Shakespeare’in Fırtına oyunundaki replikten alan bu eser, 2540’da Londra’da geçen bir karşı-ütopya vizyonunu sunar. Totaliter bir dünya devleti kurulmuştur. Bireysel özgürlükler, ifade özgürlüğü askıya alınmıştır. Genetik mühendisliği insanlığı dizayn eder, beyin yıkama yöntemleri kitleyi kontrol eder. Uyuşturucular ve sekste sınır yoktur. Tüketim toplumu yaratılmıştır. “Atmak tamir etmekten iyidir.” Aile kavramı yıkılmıştır; anne ve baba terimleri yasadışıdır. Vahşi John sisteme karşı direnişe geçer ve egemenlerle savaşmaya başlar. Eserde ahlaki bir bakış açısı mevcuttur, canlı bir anlatım tarzı vardır ve kahince öngörüleri bugün yaşanılan dünyadan izler taşır. Dünya klasikleri arasında rahatlıkla kendine yer bulur.

2-Fareler ve İnsanlar-John Steinbeck, 1937

1930’lar, Buhran Yılları. California’da iki gezgin çiftlik işçisinin öyküsü. İçlerinden akıllı olanı bir çiftlik sahibi olma hayali kurar. Geldikleri çiftliğin sahibinin kızının başına gelen bir kaz öyküyü trajediye dönüştürür. Yazar, yoksulluğun zorluğu, umutsuz bir biçimde yalnızlıkta rahata kavuşma özlemimiz, saldırgan bir çıkarcılığın toplum üzerindeki etkilerini işler.

3- Yabancı-Albert Camus, 1942

Felsefeci, gazeteci, yazar Albert Camus Yabancı romanını “varoluşçu” olarak tanımlamaz, ancak olay örgüsü bu felsefenin kasvetini taşır. Öyküde annesinin cenaze töreninden hiç etkilenmeyen bir Cezayirli, sonrasında hiç tanımadığı bir Arap’ı duygusuzca öldürür. Mahkum edilir, cezaevi koşullarından da etkilenmemiştir. Yine bu olaylar dizisi bir öz farkındalığı beraberinde getirir. Kahramanın bakış açısından anlatı, anlamsız olayla dizisinde anlam aramaya odaklanan “absürd” edebiyata bir örnektir.

“Annem bugün öldü. Belki de dün ölmüştür, bilmiyorum.”

4- Ficciones- Jorge Luis Borges, 1944

Bu kısa öykü seçkisi peri masalları kadar büyüleyici öykülerle, fantastik, karmaşık imgelemelerle doludur. Çoşkun öykülerdeki düzyazı keskin ve özgün bir tona sahiptir. Derin metafiziksel anksiyete yüklü anlatılar. İlk öykü, var olmadığı anlaşılan bir ülke hakkındaki ansiklopedi maddesi etrafında döner. Diğer öyküler, var olmayan bir kitabın gözden geçirilmesi ve süreç içinde var olmasını, şansa göre yönetilen antik bir toplumu, sonsuz Babil kütüphanesini ve kusursuz hafızaya sahip birini anlatır. Borges’in kullandığı ayna ve labirent sembolleri yazarla özdeşleşir. Dünya klasikleri arasında çarpıcı bir örnektir.

5- Sineklerin Tanrısı- William Golding, 1954

Öykü bir çocuk grubunun ıssız bir adaya çıkmasıyla başlar. Adada yönetim sorunları baş gösterir, düzeni sağlamak için şiddete dayalı, vahşi çabalara girişirler. Öyküde böceklerle kaplanmış çürüyen bir domuz kafası benzetmesi kitaba ismini verir. Bu karşı ütopyacı, alegorik, siyasi ve satirik eser ilk yayınlandığında başarıya ulaşmaz. İnsan doğasının tartışmalı incelemesi, faydacı temalar ve şiddet nedeniyle eleştirilir. Döneminin siyasi, psikolojik ve felsefi düşüncesine büyüleyici bir bakıştır.

6- Bülbülü Öldürmek-Harper Lee, 1960

20. yüzyılın ortalarında Amerikan Derin Güneyi’nde Gotik edebiyatın geleneklerinden Güneyli Gotik edebiyat janrı oluştu. Tennesse Williams, Flannery O’Connor ve Carson McCullers gibi yazarlar fantazi ve grotesk öğeleriyle rahatsızlık verici gerçekleri ve çarpık ruhları sergilediler, Güney’in ırkçılık, yoksulluk ve suç sorunlarını incelediler. Örselenmiş, eksantrik karakterler, dehşetli ortamlar ve netameli koşullar…

Bülbülü Öldürmek bu janrın klasik bir örneğidir. Irksal önyargıları işler, güney kasabalarının davranış kalıplarını tasvir eder.

1930’lar. “Günlerin yirmi dört saat olduğu, ama çok daha uzun gelen” zamanlar. Alabama kasabası Maycomb. Alti yaşındaki Scout isimli küçük kız bize öyküyü anlatmaya başlar. Scout toplumsal gelenekleri sorgulayan erkeksi biridir. Dul babası, erkek kardeşi ve siyah aşçıları ile yaşar.

Scout okuyucuya zamansız bir toplumu resmeder; Maycomb’taki günlük hayat, komşular, değişik biri olan arkadaşı Dil. Sıcaktan kavrulan sokaklar, çay partilerinde dedikodu yapan leydiler, okula ayakkabısız gelen yoksul beyaz çocuklar, köleliğin kıskacındaki siyah insanlar. Gotik geleneği vurgulayan tekinsiz bir evde yaşadığı iddia edilen münzevi Boo Radley.

Scout’un babası Avukat Atticus Finch beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan bir siyahın savunmasını üstüne alır. Bu baştan kaybedilmiş bir dava gibidir, ama avukat kararlıdır. Duruşmanın ardından çocuklara yönelik kanlı bir saldırı olur ve münzevi Boo Radley’in gerçek kimliği ortaya çıkar; bir canavar değildir. Scout anlatı boyunca olgunlaşır ve küçük kasabayı başka gözlerle gözlemlemeye başlar.

Amerika’da Yurttaşlık Hareketi ivme kazanırken basılan Bülbülü Öldürmek çok ilgi gördü. Irksal nefretin gerçekçiliğiyle yüzleşen bir Güney topluluğunun zarafetinin altındaki karanlığı gözler önüne serdi. Dünya klasikleri arasında haklı bir ünü vardır.

7- Otomatik Portakal- Anthony Burgess, 1962

Karşı ütopyacı roman Otomatik Portakal 1960’larda Britanya’daki gençlik kültürlerini inceler. Burgess gözlemlerini rahatsız edici uçlara taşır. Anlatıcı Alex aşırı şiddet taşıyan eylemleri, ahlaksızlığı ve uyuşturucu müptelalığı ile sistem için zararlı bir gençtir. Kitabın dili İngilizce argosu ve “Nadsat” denilen Rusça argosundan etkilenir. Otoriteler Alex’e bir tiksinti terapisi uygular. Son bölüm bir kurtuluş yolu gösterir. 1971’de Stanley Kubrick kitabın sinema uyarlamasını hayata geçirince kitap daha çok tanınmıştır.

8- Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği-Milan Kundera, 1984

1968 Prag Baharı. Sovyet Çekoslavakya’sında kısa bir siyasi reform dönemi. Kitabın adı felsefi bir ikilemden doğmuştur. Antik Yunan filozof Parmenides’in “hafiflik” kavramı ve Friedrich Nietzsche’nin “sonsuz dönüş fikri”. Romanda rasgele aşk hayatıyla “hafiflik”in peşinden giden bir cerrah anlatılır. Onun aşk hayatı bir kaçıştır, aslında. Ülkesindeki siyasi atmosferden sıyrılmak ister. Bir kadın garsona aşık olur ve onunla evlenir, yine de metresini bırakmaz. Milan Kundera geçmişe dönmenin imkansız olduğunu bize hatırlatır, hayatın ağırlığa veya anlama sahip olup olmadığını sorgular.

9- Damızlık Kızın Öyküsü- Margaret Atwood, 1985

Damızlık Kızın Öyküsü karşı ütopyacı bir gelecek vizyonu sunar. Kanadalı yazar Atwood, Hıristiyanlık değerleri üzerinde yükselen bir yönetimin kadınların özgürlüklerini elinden aldığı bir Amerika’yı anlatır. Toplum hiyerarşik biçimde kast ve sınıflara ayrılmıştır. Atwood günümüzdeki eşitsiz toplumu bu gelecek tasarımıyla sorgular. Kitabın anlatıcısı, üreme amacıyla kullanılan bir “damızlık” olan Offred’dir. Cinsel yollarla bulaşan hastalıkların yaygın olduğu bir çağda, Offred’in sahibi ona karşı ilgisiz kalmaz ve ona ayrıcalıklar tanır. “Damızlık” bu şekilde rejimin sırlarını da öğrenir, bilinçlendiğinde giderek büyüyen direniş hareketine katılır. Atwood ataerkil gücü abartarak yıkıcı bir biçimde mevcut toplumsal yapıyı eleştirir.

10- Uçurtma Avcısı- Khaled Hosseini, 2003

Kitap 1975 Afganistan’ında başlar. İhanet, suçluluk, günah, kefaret ve dostluk temalarını işler. 12 yaşındaki çocuğun bir uçurtma yarışmasını kazanma hayali vardır, ama bir şiddet eylemi yarışmaya gölge düşürür. 1979’da Sovyetler Afganistan’a girer, çocuk California’ya sürülür, sonunda Taliban rejiminin hüküm sürdüğü ülkesine döner. Kısmen otobiyografik olan roman, yazarın anavatanında uçurtma uçurmanın yasaklandığı haberini öğrendiğinde kaleme alınmaya başlanmıştır.


Kafkaesk: Bir şiirin romanları

Yorum Yazınız