Modernliğin Açmazı-Modern İnsanın Çıkmazı

Modern dünyada görünmeyenin hükmü yoktur. Max Weber’in deyimiyle, bu yüzden çekiciliğini yitirmiştir.

Modernlik, yaratıcı bir kendini yıkıştır.

Modern sanat yalnızca eleştiri çağının bir çocuğu değil,

aynı zamanda kendi kendinin de eleştirisidir.

(O.Paz Kesişme noktası)

Modern dünyada görünmeyenin hükmü yoktur. Max Weber’in deyimiyle, bu yüzden çekiciliğini yitirmiştir. Büyü kurtuluş tekniği olarak dışlanmış, mitoslar yerle bir olmuş, bilim ve teknik araçsal bir akılcılıkla gündelik hayatın sorunlarına çözüm aramıştır. Ve her çözüm yeni bir sorun yaratır.

Yüz yılı aşkın bir süredir kapitalist dünya bir bunalım eşiğinde. Burjuva devrimi, bireye ekonomik ve siyasal alanda yeni olanaklar sunsa da davranışları yönlendiren normlar hep Protestan ahlakı gibi çileci kalmıştır. 20. yüzyılın başından beri yaratıcıları baskı altına alan bu ahlaktır.

Kitle tüketimini teşvik eden, kredi sistemi ile hazların ertelenmeden hemen doyurulmasını sağlayan liberal ekonomik sistem, modern sanatçıların sorgulamalarıyla çekirdeği hazcılık ve kendini gerçekleştirme olan bir kültür evreni yarattı. Ancak bu gelenekten tamamen kopuşla mümkündü.

Bu yeni olan iyidir görüşü burjuva ahlakını da sorgulamayı beraberinde getirdi. Öyle ki farklı sanat üretimleri bir süre sonra gelenekçi çizgide olduğu için suçlanıyordu. Mevcut olan değerler dizisini eleştirerek başka değerler ortaya koyan sanatçılar ahlakçı ve akademik olmakla itham edilir olmuştu.

Sanatsal yaratıcılığa hâkim olan tek ilke bizzat değişimin biçimi oldu.

Modern Tüketici

Moda imparatorluğunun toplumsal yaşamın tüm alanlarına egemen olması bu süreç sonunda mümkün olabildi.

Giyim alanında 6 ayda bir kendini hissettiren moda, modern yaşamın gerektirdiği çekicilik ve geçiciliğe yerleşerek insan etkinliklerinin tümünü ele geçirdi.

Kültürün organik bütünlüğünü yitirmesi eleştirileri de beraberinde getirdi. Artık olmayan geçmiş geleneğe bel bağlayanlar ekonominin işleyişinden ve kar mantığından kendileri kazandıkları sürece şikâyet etmeyen ahlakçılara dönüştü. Kumara kilisenin çatısını onarmak için başladığını söyleyen ve kazandıkça kasabanın yarısını satın alan papazın pazar ayinlerinde kumarın kötülüklerini daha çok anlatmasına benziyordu ahlak normları. Bu ikiyüzlülüğe başkaldıran gelecekteki geleneğe, ütopyaya sarılanlar da artık bireyselliğin ve hazcılığın keyfine varmış yurttaşları bir örnekleştirmek için var olmayan bir ahlaki alan yaratmaya çalışıyorlar, suyun üstüne yazı yazıyorlardı.

Modern çağda sıradan insan açısından kaypak söz anlamını çoktan yitirmiştir. Sanatsal yaratıcılık gelir getirip getirmemesiyle sorgulanır, fonksiyonel olup olmadığına bakılır. Artık izleyiciye replikler sıkıcı, metinler uzun gelmektedir. Modern heykel anlamsız, resim bir renk cümbüşüdür. Müzik ise belli ritimlere sıkışır kalır. Sinema gelenekçi veya ütopik mitoslar üretme peşindedir.

Modern insan da aşırı bireysel hazların peşinde koşmak isteyen ama kolektif akımlara karşı direnemeyen bir zayıflıkta, sürekli bir arayış içinde yalpalayan bir çileciye dönüşmüştür.

Sürekli kendi kalesine gol yememeye çabalar.

Bülent EFE

Sonsuz kadın, yitir kendini

Kendi benliğinin sonsuzluğunda,

Bir başka denizle buluşan bir deniz gibi

Unut kendini, beni unut.

(Octavia Paz Unutuş)

 

Yorum Yazınız