Nazan Kesal-Yaralarım Aşktandır

Nazan Kesal Yaralarım Aşktandır oyunu

Yaralarım Aşktandır oyunu sahnelerde. Oyuncu Nazan Kesal, Yazar Şebnem İşigüzel’in kaleme aldığı ve Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği oyun, İran şiirinin isyankar sesi Füruğ Ferruhzad’ın nefesini, tiyatro sahnesine taşıyor. Prodüksiyonunu Poyraz Yapım’ın üstlendiği oyunda anlatılan, aynı iklimde açıp solan hepimizin hikayesi.

“Gece mi gündüz mü?

Hayır, dostum. Sonsuz bir gün batımı.

İki güvercinin rüzgarda geçişi ile

İki beyaz tabut gibi.

Ve birtakım gürültüler, uzakta, o tuhaf bozkırda.

Belirsiz, başıboş, anıların dolaşması gibi.

Bir şey söylemeli,

Bir şey söylemeli

Yüreğim birleşmek istiyor karanlıkla…”

“Bilmiyor musun? Öldü Furuğ. 1967’de. Henüz 32 yaşındaydı. Bir araba kazasında. Başını kaldrırımın kıyısına vurdu ve oracıkta bir kuş gibi öldü. Son kez gördüğümde uyuyor gibiydi.”

İranlı yazar Celal Hosrovşahi dostu Onat Kutlar’a 70’li yıllarda şair Furuğ Ferruhzad’ın ölümünü böyle haber vermişti.

Kısacık ömrüne dördü tamamlanmış beş kitap bırakmıştı Furuğ; Esir(1952), Duvar(1956), İsyan(1957), Yeniden Doğuş(1964), Soğuk Mevsim (yarım kaldı).

Onat Kutlar ve Celal Hosrovşahi onun seçme şiirlerinden “Sonsuz Bir Gün Batımı” isimli kitabı yayımladılar.

Oyuncu, tiyatro yönetmeni Nazan Kesal Furuğ ile bu kitabı kendine hediye eden eşi Ercan Kesal sayesinde tanışmış. Furuğ’un isyanının arkasında ailesinin, çevresinin ve koca bir ülkenin onu yok etmek istemesinin yattığını düşünüyor.

Gömülmemiş bir ölüyüm. Çürüyen ve kokan bir kadın.

“Çürüdüğünü fark ettikçe yaşama sarılıyor, Furuğ. Anlatmak istiyor, ben de varım diyor. Furuğ ölünce mollalar onu gömmek istememiş. Yaralarım Aşktandır oyunumuz bunu vurgulayarak başlıyor.”

Nazan Kesal Diyarbakır’da Devlet Tiyatrosu’nda görevliyken 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar gününde Furuğ Ferruhzad’ın şiirleriyle bir etkinlik düzenlemiş, ama sadece şiirlerden yola çıkan gösterinin şairin acılı, hüzünlü, isyankar ve ayakta durmaya çalışan insan olma mücadelesini anlatmaya yetmeyeceğini düşünmüş.

Yaralarım Aşktandır oyununu sahneye koymak için yıllarca beklemiş. Sonunda etkileyici bir performansla, o hüzünlü hikayeyi ete kemiğe büründürmeyi başarmış.

Nazan Kesal bizim toplumumuzda da kadınların çektiği acılara, güçlüklere dikkat çekiyor, “şüphe eden bir toplum olmadığımızı, razı olan bir toplum” olduğumuzu vurguluyor.

Nazan Kesal-Yaralarım Aşktandır Oyunu

Nazan Kesal, 1967’nin Tahran’ını yansıttıklarını, bir kadının psikolojisini ele aldıklarını ve gerisini seyirciye bıraktıklarını söylüyor.

“Furuğ’un yaşadığı dönemin İran’ı baskı altında. Aydınlar sürgünde, ölüm cezaları almış durumda. Furuğ’u boğan atmosfer sadece kişisel ilişkileri-koca ve baba baskısı- değil. Yöneticilerle de ona bir baskı uyguluyor. Şiirlerinde bunu görebiliyoruz. O sadece anlaşılmak ve sevilmek istemiş. Bütün kadınlar gibi. Furuğ büyük bir şair olmak istiyor. Babasına yazdığı mektuplar o kadar saf ve içten ki. Sadece beni anla diyor, babası ise kulak vermemiş hiç Furuğ’a ve hiç dönüp bakmamış dünyasına. Oyunda aile sorgulaması da var. Anne olmak ne? Baba olmak ne? Aile dediğimizde aslolan o iktidarı sürdürmek mi? İktidar için mi kuruluyor aileler?”

Yazar Şebnem İşigüzel’in kaleme aldığı ve Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği oyun, İran şiirinin isyankar sesi Füruğ Ferruhzad’ın nefesini, tiyatro sahnesine taşıyor. Prodüksiyonunu Poyraz Yapım’ın üstlendiği oyunda anlatılan, aynı iklimde açıp solan hepimizin hikayesi; baskı altında yaşayanların, hep eksik bulunanların ve her şeye rağmen yaşamaya devam edip sözünü esirgemeyenlerin. Toprağa emanet edilmeyi bekleyen, ölüsüne bile tahammül edilemeyen, Füruğ Ferruhzad kendi arafında ömrünün şiirini yazıyor ve aklınızdan çıkmayacak sözler fısıldamak üzere sahnede oluyor.

Oynayan: Nazan Kesal

Yazan: Şebnem İşigüzel

Yöneten: Berfin Zenderlioğlu

Işık ve Dekor Tasarım: Cem Yılmazer

MüzikBurçak Çöllü

Yönetmen Yard: Deniz Biber

Kostüm Tasarım: Natali Yeres

Hareket DüzeniDicle Doğan

Afiş Tasarım: Kirkor Sahakoğlu

Afiş Foto: Manuel Çıtak

Oyun Fotoğrafları: Dilan Bozyel

Reji Asistanı: Mert Duysak

Ne için durmalıyım??

Kurşunlu harflerin işbirliği boşunadır

ve kurşunlu harflerin işbirliği

bu değersiz düşünceyi kurtarmaz.

Ben ağaçların soyundanım

Ve bu “bayat” havayı solumak kederlendiriyor beni,

Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana

Tüm güçlerin sonu güneşin gerçeği

ve ışığın bilinciyle birleşmekten ibarettir,

birleşmek.

(Sadece Ses Kalıcıdır isimli şiirinden.)

Ercan Kesal Velhasıl kitabı

Yorum Yazınız